Archive for the 'Ruj Lekesi' Category

18th Jan 2008

Sır

 

Küçücük bir far resmi koymam ve yazı yazmam çok hoş yorumlar almama neden oldu. Burada yayınlamasam da yazanlara teşekkür ederim. Şimdi yaklaşın, çoğu kişinin bildiği, kimisinin hala bilmediği bir sır vereceğim size :) Üstelik birkaç tüyoda söyleyeceğim. Yaklaşın, yaklaşın…

Makyaj malzemelerine para yatırmaktan gına geldiyse, büyük alışveriş merkezlerinde, makyaj malzemeleri satan mağazaların söylediği rakamlar dudaklarınızı uçuklatıyorsa size göre bir site var bildiğim, Strawberry adlı bu sitede birçok ünlü markanın ürünlerini bulmanız mümkün. 100$’a kadar kargo ücreti ödemiyorsunuz. Normal fiyatları zaten ülkemizdeki fiyatlara göre ucuz, birde bunun üstüne belli zamanlarda %50′ye varan indirimler yapıyorlar.

Yalnız bu sitede her ürünü veya her rengi bulamıyorsunuz. ( belli başlı markaların belli başlı ürünlerini buluyorsunuz merak etmeyin. ) Çok popüler olan renkler ve ürünler gelirse hemen tükeniyor. Takipte olmak, olmadı e-mail listesine kayıt olmak lazım. Böylelikle indirimleri takip edebilirsiniz. Birde çeşitli özel ürünler mesela Guerlain’in sınırlı üretim olan 350 YTL’lik pudrasını bulamıyorsunuz. Yuhh diyorum bu rakamlara ve olmasa da olur diyorum. Yazık günah bir pudraya o kadar para vermek,yapmayın, yapanları uyarın…

Parfümler çok ucuz, ancak onun için belli bir kargo ücreti alınıyor. ( toplam miktarın maksimum %10′u kadar )

Ürünler çalıntı veya sahte değil. Bu zamana kadar aldığım ürünlerden hiçbiri bozuk, sahte çıkmadı. Geçenlerde Christian Dior’un rimelini yılbaşı indirimden 29 YTL’ye aldım. S.evil’de kredi kartına 61 YTL, nakitte 45 YTL diyorlardı.

Ödemelerinizi kredi kartı ile yapabilirsiniz. Ben güvenemem derseniz, bankanızdan sanal kart isteyin ve nasıl kullanacağınızı öğrenin :)

Şimdi gelelim gümrük mevzusuna, normalde 100€’ya kadar ve aynı üründen 3 adet olmamak şartıyla ürünleriniz gümrüğe takılmıyor. Yılbaşı, bayram öncesi ve sonrası bu rakam 250€’a kadar çıkıyor. Mevzuat böyle peki ya uygulama, bu konuda çeşitli rivayetler var. Kimi forumlarda strawberry’den normal zamanlarda 400$’lık ürün alıp gümrüğe takılmadığını söyleyenler var. Ben o kadar nakit parayı makyaj malzemelerine yatırmayı hiç düşünmediğimden, deneme şansım olmadı; o yüzden diyenlerin yalancısıyım. Bu zamana kadar en fazla 48$’lık alışveriş yaptım ve sorunsuz geldi. Ürünler en geç 15 içinde elimde oldu.

Üstelik ülkemizden talep çok olmalı ki Türkçe dil seçeneği de eklemişler…

NOT: Üstteki resimler uzun zaman önce bir forumda yayınlamak için, istek üzerine birkaç ürünle çektiğim resimlerdi. Orada bir yerlerde görüp aaa Zeynep resimleri çalmış demeyin :) Resimde görünen Diorshow maskarayı şiddetle tavsiye ederim. Hacimli ve uzun kirpikler için birebir…

Posted in Ruj Lekesi | No Comments »

24th Dec 2007

Bayramın getirdikleri

Bayramın nasıl geçtiği hakkında tek bir yorumum olabilir; SIKICI !!! Evet, hayatımda ilk kez oldukça sıkıcı bir bayram geçirdim. İlk gün geleneksel aile buluşmamızı, yemekleri mideye indirmemizi gerçekleştirdikten sonraki günler sıkılmaktan başka birşey yapmadım. 

Bayramın ikinci günü Beril’le dışarı çıktık. Evde kalsaydım uyumak dışında yapacak birşey bulamayıp, uyu uyan, uyu uyan döngüsüne girmeme ramak kalmıştı… Biraz alışveriş yaptık, en son eve dönerken yaptığımız market alışverişinde abur cuburlara verdiğimiz para içimizi acıttı. Ne aldık, hiç birşey !!! Hani zam yoktu, hani enflasyon canavar olmaktan çıkmıştı, hani durumlar iyiydi. Durum iyi olsa abur cubur dediğimiz şeyler toplamda o rakamı bulur mu???? İnsanın abur cubura verdiği para içini acıtır mı ya??? Zaruri ihtiyaçlar el yakıyor, geri kalanlar 2-3 senedir aynı fiyatta…

Bu senenin giyim modası ise vitrinlerden gördüğüm kadarıyla korkunç !!! Kumaşların basmadan bozma olmasını geçtim, dikişler dikiş değil.

Nevresim takımları desenleri ise tarifsiz, ortancaların arasından fırlayan deve tabanları mı, iğrenç sarılar mı dersiniz hepsi mevcuttu. Bizde Beril’le karar verdik mefruşat kursuna gideceğiz. Okuyunca komik geliyor değil mi? Bizede çok komik geldi, biraz araştırdık. Kurdela nakışı, pano yapımı kısmını almayalım; ama dikiş makinası kullanımını öğrenelim :) Hemen Singer’i araştırdık. Bilgisayarlı akıllı bir makina var; ama fiyatı 2. el araba aldırır, kalsın dedik. Anneannemde eski bir Singer var, ona göz diktim :)  Dikiş makinası kullanımı dışında; ben Beril’e örgüyü, Beril bana danteli öğretecek :) Beril’i bilmem ama ben ciddiyim bu konuda :D

Bunların dışında biraz yılbaşı moduna gireyim diye Berilim bana yılbaşı hediyesi aldı :D

Eve gelir gelmez denedim, bu sıralarda far almak isterseniz Bourjois’in 3′lü farlarına bakmayı ihmal etmeyin.

Kaşımı boyamayı unutmuşum idare edin artık :) Allah’ım duyanda devamlı kaşımı, gözümü boyuyorum zannedecek :D

Posted in Gündelik Hayat Acemisi, Kişisel Tarih, Ruj Lekesi | 9 Comments »

11th Nov 2007

Toplu terapi merkezi

Kadınların deşarj olma yerlerinden olan kuaförlerde geçirilen vakitler asla sıkıcı değildir. Sabırlı olduklarını düşündüğüm meslek grubu ise kuaförlerdir. Düşünsenize sabahtan akşama kadar; memnun edilmeyi, güzel gözükmeyi ve aynaya baktığında istediği sonucu almayı bekleyen kadınlara hizmet ediyorsunuz. Bu sırada kimi zaman dertlerini dinleyip, kararsızlıktan boğulduklarında onlara yol gösteriyorsunuz. Yüz yıllardır kadınların ne istediği belirsizliğini korurken, en büyük aksesuarları saçlar olan kadınlara hizmet etmek kolay olmasa gerek.

Ben vasattan hallice bir kuaför müşterisiyim. Fön çektirmek için düzenli olarak kuaföre gitmem, her ay düzenli saçımı boyatmam. Benim kuaföre gitmem vaktimin olması ile doğru orantılıdır. Ancak içten içe çok özenirim kuaföre düzenli giden/gidebilen kadınlara… Sabah sıcacık yatağını bırakıp; erkenden kuaför koltuğuna oturmak, dipten 2 mm. saçı çıktığında soluğu kuaförde almak bence bir meziyettir.

Uzun bir aradan sonra bugün kuaföre gitmek için vakit buldum. Ne istediğini bilen ender müşterilerden olduğumdan kuaförümle aramızda basit diyaloglar vardır. Renk belli, (bir senesi dolmadı henüz) değiştirilmeyecek. Kesim konusunda ise kes istediğin gibi, fön ise lütfen hareketli… Bu hareketli fön noktasından kuaförde yeni çalışmaya başlayan bir delikanlı giriyor devreye, her seferinde ilginç bir şekilde fön çekiyor. Bu sefer kendince dalgalar yaptı bana, bunun içinde minicik minicik dolmalar yaptı saçlarımdan… Aman Allah’ım en sevdiğim görüntü…

Artık sıklıkla kullanılmıyor ama benim en sevdiğim kuaför aleti, mizample makinasıdır. Bir kuaförde o makinayı görmek mutlu ediyor beni, sanki eski bir dostu görmüş gibi. Oysa ben mizamplenin altın döneminin çocuğu değilim, benim devrim maşaların devri; ama sevmiyorum ben maşayı, favorim mizample… Hem cihazı, hemde bigudiye sarılmış saçların o görüntüsünü seviyorum. Üstüne üstlük birde file geçirmiyorlar mı o saçlara işte bayılıyorum o an…

Bugün vaktim olsaydı; aç saçlarımı sar bigudileri, beni mizample ile başbaşa bırak diyebilirdim kuaföre :)

Kadınlar ne ilginç varlıklar değil mi? Bir kuaföre gidip bu yazıyı yazabilecek kadar detaylarla dolular. Kadınların hizmet aldığı sektörler ise, bu detayları doyuracak kadar dolular.

Posted in Ruj Lekesi | 4 Comments »

14th Oct 2007

Kırmızı Tabanlar

Christian Louboutin marka ayakkabılar Beymen’de satılmaya başladığından beri, bu ismi ve ayakkabılarını duymayan kalmadı. Tabi Cesare Paciotti’i ile aralarındaki sevimli atışmanın gazete röportajları arasına sıkıştırılmasının da bunda etkisi var.

Christian Louboutin ayakkabıları kırmızı tabanları sayesinde hemen tanıyabilirsiniz. Geçenlerde Cnbce’de Las Vegas isimli diziyi izlerken gazino mihmandarı Sam’in yere oturması ile kırmızı tabanlar dikkatimi çekti. Yalnız dikkatimi çeken tabandan çok; tabanın aşınması ile ortaya çıkan o görüntü oldu. Ne yani bu kırmızı tabanlar aşınınca alttan berbat bir taban mı çıkıyor? Kösele aşınınca renk değiştirir, ama asla o değişim sırıtmaz. Peki bu ne böyle??? Bir ayakkabıya en az 400€ vereceksiniz ve aşınan taban berbat gözükecek. Şayet o ayakkabıların sahibi ben olsaydım, Christian Louboutin’e postalayıp, sen bu ayakkabıları giyip dediğin gibi seksi olunabileceğine inanıyor musun? diye not düşerdim :)

Şu çirkin görüntüye bir bakın… ( Aslında beyazlık daha fazla, ama internette ancak bu resmi bulabildim. )

İnternette Sam’in resmini bulmak isterken birkaç resim daha buldum.

Kırmızı oje soyulmaya başladığında ortaya çıkan o basit görüntü ile aynı berbatlığa sahip olduklarını düşünen bir tek ben miyim?

En iyisi ben bu konuyu bir mail ile Christian Loubountin’e ileteyim :)

Posted in Ruj Lekesi | 2 Comments »

  • Arama

  • Destek