Archive for October, 2007

31st Oct 2007

Beklentiler

Beklentisi yüksek insanlar beni hep korkutmuştur. Bu korku onlara hem hayranlık duymayı, hemde istediklerine sahip olamayacaklarını bilmenin getirdiği bir ürperti yaratır bende.

Yıllar önce tanıdığım bir arkadaşım vardı. Oldukça zeki, çalışkan, idealleri olan biriydi; ama ne yazık ki beklentileri çok yüksekti. Yıllar sonra face.bookta karşılaştık. Üniversiteyi derece ile bitirmiş, yan dal yapmış, akademik başarısını masterla taçlandırmış. Amerika’da çalışıyor. Bu sırada mutsuz, ona göre kimse kıymetini bilmiyor. Hak ettiği ve eğitiminin gerektirdiği hayat bu değil. İnsanların küçük şeylerle mutlu olmasına anlam veremiyor. Onun için o kadar üzüldüm ki… Kendisine sordum; “Peki, seni ne mutlu eder?” diye. Bir adada verdiği partide elinde şampanyası ile konuklarını karşılamakmış, tabi o adanın kendine ait olması şartıyla. Mutlu olmasının şartına bakın…

Çok üzülüyorum böyle insanlar için o kınadığı Ayşe, Fatma Teyzeler gibi içtiği demli bir çayla mutluluğu ve huzuru ne yazık ki hiç bulamayacak.

Posted in Gündelik Hayat Acemisi | 9 Comments »

16th Oct 2007

Şemsiyem ve ben hazırız

Okuduğum kişisel gelişim, kendini aş, hayatını değiştir, düşün olsun kitaplarında ortak bir nokta var. Düşünürsen hazırlık yaparsan hemen hemen herşey olur. Bende bu sene yağmur yağmayacak, susuzluktan kırılacağız demeçlerine inat kendime ilk kez bir şemsiye aldım.

Şemsiyemi açtım ve gökyüzüne; “Hadi bak, yağmura hazırlığımı yaptım, onu en güzel biçimde karşılayacağım. Hem hangi yağmur damlası böylesi bir şemsiye üzerine düşmek istemez?” dedim.

Ankara’da 2 gündür ara ara yağmur yağıyor. Kuraklığımıza çare değil; ama onca insanın kendince yakarışları duyulmuş olmalı. Bense 2 gündür şemsiyemi yanıma almayı unutuyorum, daha önce şemsiye taşımaya hiç alışmamışım ki… Bu konuda acemilik çekiyorum. Oysa bir sözüm var yağmur damlalarına, en kısa zamanda sözümü tutmalıyım. En iyisi şemsiyemi kapıya asayım…

Posted in Gündelik Hayat Acemisi, Kendime Not | 4 Comments »

14th Oct 2007

Kırmızı Tabanlar

Christian Louboutin marka ayakkabılar Beymen’de satılmaya başladığından beri, bu ismi ve ayakkabılarını duymayan kalmadı. Tabi Cesare Paciotti’i ile aralarındaki sevimli atışmanın gazete röportajları arasına sıkıştırılmasının da bunda etkisi var.

Christian Louboutin ayakkabıları kırmızı tabanları sayesinde hemen tanıyabilirsiniz. Geçenlerde Cnbce’de Las Vegas isimli diziyi izlerken gazino mihmandarı Sam’in yere oturması ile kırmızı tabanlar dikkatimi çekti. Yalnız dikkatimi çeken tabandan çok; tabanın aşınması ile ortaya çıkan o görüntü oldu. Ne yani bu kırmızı tabanlar aşınınca alttan berbat bir taban mı çıkıyor? Kösele aşınınca renk değiştirir, ama asla o değişim sırıtmaz. Peki bu ne böyle??? Bir ayakkabıya en az 400€ vereceksiniz ve aşınan taban berbat gözükecek. Şayet o ayakkabıların sahibi ben olsaydım, Christian Louboutin’e postalayıp, sen bu ayakkabıları giyip dediğin gibi seksi olunabileceğine inanıyor musun? diye not düşerdim :)

Şu çirkin görüntüye bir bakın… ( Aslında beyazlık daha fazla, ama internette ancak bu resmi bulabildim. )

İnternette Sam’in resmini bulmak isterken birkaç resim daha buldum.

Kırmızı oje soyulmaya başladığında ortaya çıkan o basit görüntü ile aynı berbatlığa sahip olduklarını düşünen bir tek ben miyim?

En iyisi ben bu konuyu bir mail ile Christian Loubountin’e ileteyim :)

Posted in Ruj Lekesi | 2 Comments »

10th Oct 2007

Haftalar sonra

Bilgisayardan uzak haftalar geçirdim. Ne zaman ki artık en son bilgisayar başına geçtiğim tarihi unuttum, o zaman içim rahat bir şekilde kendime verdiğim molanın tadını çıkartmaya başladım. Elimde fotoğraf makinam ile evdeki hemen hemen herşeyin fotoğrafını çektim. Okudum, yazdım, uyudum ve dinlendim.

Rıfkı ile derin uykulara daldım, aynı ruyayı görelim diye patisini tuttum :)

Önceki site ve tüm yorumlar bende duruyor, ama artık yeni bir başlangıcın zamanı geldi. Bakalım bu yeni hayatta hangi maceralar beni bekliyor :)

Posted in Kendime Not, Pati İzleri | 9 Comments »

  • Arama

  • Destek