Archive for January, 2008

31st Jan 2008

Terms of Endearment – Sevgi Sözcükleri

2005 yılında bloglar arası sobeler tüm hızıyla yayılırken, en sevdiğiniz filmler konusundaki sobeye The Evening Star ( Kutup Yıldızı ) filmini eklemiş, filmin ilk filmi olan “Sevgi Sözcükleri”ni izlemek istediğimi ama bir türlü bulamadığımı, bulsam bile Kutup Yıldızı filmin beni çok etkilediğini, ilkinin yapacağı etkiden korktuğumu belirtmiştim.

Geçenlerde VCD raflarını kurcaladığım bir merkezde filmi görünce düşünmeden aldım. Dün gece tek başıma izledim. Yanıma sevgi battaniyemi, nutellamı, yumuşak yastıklarımı aldım. Yarı uykulu, yarı uyanık filmi izledim. Uykulu olmam filmin uyku getirecek bir film olmasından değil, filminde Aurora’nın evinin huzurlu, filmin vhs kaset kalitesinde bir görüntüsü olup nostaljik olmasından… Sonlara doğru uykulu halim gitti, yerini endişeli, üzgün bir hal aldı. Aurora’nın kızının ilaç saatini hemşirelere haykırmasında gözyaşlarım yerinde duramadı, sonunda kızı öldüğüne damadına sarılıp “Bundan daha büyük acı yok.” dediğinde bende film koptu; peçeteler üçer beşer tükenirken film bitti. Kös kös yatağıma gittim, yatakta da ağlamaya başlayınca Ceca uyandı, ne oldu dedi korkuyla, film çok duygusaldı dedim. Duygusal karım benim, üzülme o sadece bir film dedi. Ben zırlayarak cevap verdim; ama ama ama ama gerçek hayatta böyle olaylar oluyor.

Film hakkında birkaç dip not,

*Film 1983 yapımı.

*1983′te toplam 11 dalda Oscar’a aday olmuş, bunlardan 5 tanesini, en iyi film, en iyi kadın oyuncu (Shirley Maclaine), en iyi yönetmen (James Brooks), en iyi yardımcı erkek oyuncu (Jack Nicholson) ödüllerini kazanmış.

*Larry Mcmurtry’nin aynı adlı kitabından uyarlanmış.

Posted in İzlediklerim | 2 Comments »

30th Jan 2008

Uykulu Post

Zor geçen bir haftanın ardından, yeni haftaya huzur damgasını vurdu.

Uyurken boğuştuğum soru ve sorunlar, yerini cevaplara bıraktı.

Zaman su gibi aktı, 8 ay geride kaldı.

Yepyeni başlangıçlar için; yepyeni bir beyne sahip olundu ve artık kozadaki tırtıl, kelebek oldu :)

Posted in Kişisel Tarih | 8 Comments »

28th Jan 2008

Dostluklar

Tüm hafta misafir ağırlama ile geçti. Erenim bir hafta bizdeydi. Sonra benim çok eski bir dostum İstanbul’dan ziyaretimize geldi. Uzun zamandır görüşmüyorduk, özel nedenlerle dostluğumuza ara vermiştik. Gelmeden önce çok kaygılıydım, sonradan öğrendim O da çok kaygılıymış. Nedenleri, niçinleri hiç konuşmadık. İkimizde haklıydık.

Geleceği gününün gecesinde hiç uyuyamadım. Sabah karşılamaya gittiğimde, eldivenlerini çıkartınca, “Aaaa tırnakların uzamış, artık yemiyor musun?” dedim.

O bana bakıp “Boyun uzamış.” dedi. :)

Ben, O’na bakıp “Hiç değişmemişsin.”dedim.

O bana bakıp; “Çok güzelleşmişsin.” dedi.

Tüm haftasonu uzun uzun sohbet ettik. 6 senede neler oldu, neler bitti…

Minicik bir hediye getirmiş bana. “Sen kupaları çok severdin, umarım beğenirsin.” dedi. ” Unutmamışsın” dedim.

Gideceği günün akşamında sohbet ederken koltuklarda uyuyakaldık, son anda annesinin telefonuna uyandık. Alelacele çıktık evden. 15 gün sonra tekrar görüşmek üzere dedik. Bu kez veda etmedik…

Posted in Kişisel Tarih | 2 Comments »

23rd Jan 2008

Su

 

Ceca ve Erenim hararetle oyun oynuyorlar. Bu sırada Eren bana soruyor;

-Zeynep, soğuk su var mı?

Ben hemen anaç tavrımla cevap veriyorum,

- Soğuk su içersen hasta olursun.

Eren duymamış bir halde devam ediyor,

- İçim yanıyor Zeynep, sanki içim sıcak…

Anaç tavrım devam ediyor;

- Ateşin mi var acaba?

Eren biraz susup,

- Sadece susadım diyor.

Ben salaklığı üstümden atıp, salak ayağına yatarak

- Su mu istiyorsun? diyorum.

Eren ışıldayan gözlerle;

- Evet; ama bak en büyük bardağa koy, evdeki en büyük bardak olsun. Ağzına kadar dolu olsun. Sen bardaklara herşeyi viski gibi koyuyorsun…

Posted in Kişisel Tarih | 8 Comments »

22nd Jan 2008

Evdekiler

Kuzenim tatilinin bir kısmını bizimle geçirecek. Evde damak tatları birbirinden farklı iki erkek olması demek mutfakta devamlı faaliyet halinde olmak demekmiş. Biri makarnayı salçalı sever, biri salçasız… Biri portakal suyu olmadan kahvaltı yapmaz, diğer çaysız… Biri çorba sever, biri sevmez… Tek anlaştıkları nokta köfte ve patates kızartması. Ancak her günde köfte patates kızartması yenmez ki…

Evde iki erkek olması demek; kahvaltıdan 2 saat sonra, öğle yemeğinden 3 saat sonra akşam yemeğinden hemen sonra biz açız diye ortada dolanan iki canlı demekmiş… Nerelerine yiyorlar o kadar şeyi anlamıyorum.

Bir haftalık her türlü menü önerisine açığım. İpleri elime almaya karar verdim; onu sevmem, bunu yemem yok. Sadece dün teklif ettiğim körili karnıbahar önerisi hoşlarına gitmedi :D  Tek kelimelik yemekler ve atıştırmalıklar yapmamı öneriyorlar, köfte, patates, makarna, mantı, pizza, kek, kurabiye gibi… :)

Posted in Kişisel Tarih | 2 Comments »

18th Jan 2008

Sır

 

Küçücük bir far resmi koymam ve yazı yazmam çok hoş yorumlar almama neden oldu. Burada yayınlamasam da yazanlara teşekkür ederim. Şimdi yaklaşın, çoğu kişinin bildiği, kimisinin hala bilmediği bir sır vereceğim size :) Üstelik birkaç tüyoda söyleyeceğim. Yaklaşın, yaklaşın…

Makyaj malzemelerine para yatırmaktan gına geldiyse, büyük alışveriş merkezlerinde, makyaj malzemeleri satan mağazaların söylediği rakamlar dudaklarınızı uçuklatıyorsa size göre bir site var bildiğim, Strawberry adlı bu sitede birçok ünlü markanın ürünlerini bulmanız mümkün. 100$’a kadar kargo ücreti ödemiyorsunuz. Normal fiyatları zaten ülkemizdeki fiyatlara göre ucuz, birde bunun üstüne belli zamanlarda %50′ye varan indirimler yapıyorlar.

Yalnız bu sitede her ürünü veya her rengi bulamıyorsunuz. ( belli başlı markaların belli başlı ürünlerini buluyorsunuz merak etmeyin. ) Çok popüler olan renkler ve ürünler gelirse hemen tükeniyor. Takipte olmak, olmadı e-mail listesine kayıt olmak lazım. Böylelikle indirimleri takip edebilirsiniz. Birde çeşitli özel ürünler mesela Guerlain’in sınırlı üretim olan 350 YTL’lik pudrasını bulamıyorsunuz. Yuhh diyorum bu rakamlara ve olmasa da olur diyorum. Yazık günah bir pudraya o kadar para vermek,yapmayın, yapanları uyarın…

Parfümler çok ucuz, ancak onun için belli bir kargo ücreti alınıyor. ( toplam miktarın maksimum %10′u kadar )

Ürünler çalıntı veya sahte değil. Bu zamana kadar aldığım ürünlerden hiçbiri bozuk, sahte çıkmadı. Geçenlerde Christian Dior’un rimelini yılbaşı indirimden 29 YTL’ye aldım. S.evil’de kredi kartına 61 YTL, nakitte 45 YTL diyorlardı.

Ödemelerinizi kredi kartı ile yapabilirsiniz. Ben güvenemem derseniz, bankanızdan sanal kart isteyin ve nasıl kullanacağınızı öğrenin :)

Şimdi gelelim gümrük mevzusuna, normalde 100€’ya kadar ve aynı üründen 3 adet olmamak şartıyla ürünleriniz gümrüğe takılmıyor. Yılbaşı, bayram öncesi ve sonrası bu rakam 250€’a kadar çıkıyor. Mevzuat böyle peki ya uygulama, bu konuda çeşitli rivayetler var. Kimi forumlarda strawberry’den normal zamanlarda 400$’lık ürün alıp gümrüğe takılmadığını söyleyenler var. Ben o kadar nakit parayı makyaj malzemelerine yatırmayı hiç düşünmediğimden, deneme şansım olmadı; o yüzden diyenlerin yalancısıyım. Bu zamana kadar en fazla 48$’lık alışveriş yaptım ve sorunsuz geldi. Ürünler en geç 15 içinde elimde oldu.

Üstelik ülkemizden talep çok olmalı ki Türkçe dil seçeneği de eklemişler…

NOT: Üstteki resimler uzun zaman önce bir forumda yayınlamak için, istek üzerine birkaç ürünle çektiğim resimlerdi. Orada bir yerlerde görüp aaa Zeynep resimleri çalmış demeyin :) Resimde görünen Diorshow maskarayı şiddetle tavsiye ederim. Hacimli ve uzun kirpikler için birebir…

Posted in Ruj Lekesi | No Comments »

  • Arama

  • Destek