Archive for March, 2008

31st Mar 2008

Yine…

Burada yazmıştım; özledim İstanbul’u ama gitmeye halim yok diye… Belli ki İstanbul’da özlemiş beni ne yaptı, ne etti Pazar günü çağırdı beni… :)

Yine iş için gittiğimizden Pazar sabahı düştük yollara, öğlen İstanbul’daydık. İşleri halledip, baştan sona yürüdük İstiklal’de o kadar, hasret gidermemiz bu kadar sürdü, sonra gene yola çıktık. Dönüş yolu çok korkutucuydu. Sisten burnumuzun ucunu göremiyorduk, üstelik tam Bolu’ya girerken sileceklerimiz bozuldu. Yağmur hafif hafif yağıyordu. Arabanın orasını burasını kurcaladık, sigortaları kontrol ettik ve baktık olacak gibi değil yolun sağından yavaş yavaş gitmeye başladık. Neyse ki yağmur durdu. Sadece sis mahvetti bizi… Sıfır görüş mesafesi dedikleri çok doğruymuş, yol çizgilerini takip ederek otobandan gitmek stres kaynağından başka birşey değildi. Biz mi arabayı, araba mı bizi taşıdı bilmiyorum. Araba ile 3,5-4 saat olan İ.stanbul yolu tam 7 saat sürdü.

Kazasız belasız evimize ulaştık. İstanbul’un tadı damağımda, kokusu burnumda, hasreti içimde kaldı.

Posted in Kişisel Tarih | 10 Comments »

24th Mar 2008

Haftasonu misafirleri

Cumartesi günü Ceca’nın arkadaşı ve eşi ilk kez akşam yemeğine geldiler. Onlar için hazırlık yaparken evliliğimizin ilk senesini düşündüm. Bir yemek daveti öncesi panikler, günler öncesinden plan yapmaya çabalar ve buradan panik dolu yazılarımı okuyan; İpek, Huysuz ve Tatlı, Deniz yardımıma koşar, neyi önce yapmam gerektiğini açıklar, menüye katkı sağlarlardı.

Hazırlık kısmına Beril imdadıma koşar, iki acemi aşçı olarak mutfakta mecara dolu saatler yaşardık. Beril kimi zaman mırın kırın eder, ileride kendisinin de bu yollardan geçeceğini, bu yaptıklarının faydasını göreceğini, birşey öğrenmese bile en azından benim tecrübe kazanıp ona yardım edebileceğimi söyleyerek kendisini ikna ederdim.

Dün yemekleri hazırlarken tebessüm ettim. Artık o kadar sistematik ve pratiğim ki misafilerim gelmeden 1-2 saat önce herşeyiyle hazır oluyorum. Geçenlerde Beril sormuştu benim bir kahvaltı hazırlamam bir saat, insanlar 5 dk.da neler neler yapıyorlar demişti. Ona bilgece (!) şu yanıtı vermiştim, zamanla tecrübe kazanacak, pratikleşeceksin. :) Dün 2 çeşit zeytinyağlı, 3 çeşit yemek, 2 çeşit abur cubur, salata yapmam ve eve çeki düzen vermem 3-4 saatimi aldı. Tabi buradan T.efal’i herşeyi düşündüğü için takdir ediyorum :)

Misafilerimiz yemeklerden çok memnun kaldılar. Yemek sonrasında kahve, çay ve bilimum içecek eşliğinde sohbet ettik. İlerleyen saatlerde mısır patlatıp film izledik.

Misafirlerimizi uğurladıktan sonra Ceca ortalığı temizlememe yardım etti, mutfakta bulaşıkları makinaya yerleştirirken büyüyoruz Cecam dedim. Artık komşuculuk oynayabileceğimiz arkadaşlarımız var. Etrafımızdaki arkadaşlarımız yavaş yavaş evleniyor, umarım hepsinin eşi ile anlaşabiliriz :)

Posted in Kişisel Tarih | 12 Comments »

22nd Mar 2008

Karışık

Fotoğraf makinamız bozuldu :( Tamire götürmeden resimleri düzenlemek istedim. Unuttuğum birkaç fotoğrafı fark ettim.

P.izza Hut, pizzalarının lezzetini bozmuş… En iyi pizzayı T.adım pizza yapıyor bizce :)

 

Rejim öncesi saltanat günlerimden :)

Beril’le kahve keyfimiz :)

Kısır ve salata Beril’den… Beşamel soslu mantar benden :)

Beril’in sürpriz olarak yaptığı sabah kahvaltısı patatesli, peynirli, kırmızı biberli, maydanozlu yumurta :)

Akşam sefası… :)

Meraklı Luna :)

Sataşan Rıfkı* :)

Masum Luna…

Umduğunu bulmayan Rıfkı :)

Diğer köşeye  :D

Uyuyalım :)

* Rıfkı normalde Luna’dan dayak yer, o an annesinden aldığı güç ile sataştı. Akıllı Luna, annesini üzmemek için uslu uslu oturdu :D

Bu satıra kadar gelme sabrını gösterdiyseniz, haftasonunun şarkısı için tıklayınız.  :)

Posted in Kişisel Tarih, Pati İzleri | 4 Comments »

20th Mar 2008

Öylesine

Posted in Gündelik Hayat Acemisi | 2 Comments »

14th Mar 2008

İstemek

Küçük bir çocukken çok utangaç ve içine kapanıktım. Bakkala birşey almaya gittiğimde ne istediğimi bile söyleyemezdim. Annem o dönem benimle epey uğraşmış ve bu utangaçlığımı yenmemi sağlamıştır.

Yalnız utangaçlıktan bağımsız isteyemediğim şeyler var.

Mesela; birinden bu çok güzelmiş bana ver diye birşeyini isteyemem. Bu sende fazlaymış birini bana ver diyemem. Kimseden para isteyemem. Oysa şimdi etrafıma baktığımda çok rahatlıkla istediklerini söyleyen birkaç insan görüyorum. Ayıp denilen şeyden habersiz, aileleri tarafından eğitilmemiş, hadi eğitilmememiş kendini de eğitememiş birkaç insan…

O kadar yadırgıyor ve o kadar şaşkına dönüyorum ki… Bu rahatlığı, bu güveni nerden buluyorlar bilemiyorum.

Aileme binlerce kez teşekkür ediyorum; beni bu kadar rahat, bu kadar fütursuz, bu kadar arsız yetiştirmedikleri için…

Posted in Gündelik Hayat Acemisi | 6 Comments »

12th Mar 2008

Diyetisyen Randevusu

Diyetisyen randevuma 1,5 saat erken giderek aptal gibi bekledim. Bu sırada dışarı çıkıp telefonla gevezelik ettim, çay içtim, tost yedim. Etraftali eczanelerin adlarını öğrendim.

Görüşme vakti geldiğinde kendimi hemen odaya attım. Diyetisyen çok hoş bir bayan, sevimli ve benden 1 yaş küçük… Yaşlanıyorum; annem kendinden küçük bir doktora gittiğinde çok genç derdi, bende yaşın ne önemi var derdim. Al işte içimden bu küçük benden diye geçirirken kendimi yakalıyorum. Aradaki fark ise 1… Neyse…

Ben sazı elime alıp, mayıs ayında döndüm, dengemi kaybettim; şöyle böyle rejim yapayım derken yine aynı şey olmasın, baş dönmesini tetikleyen faktörlerden biri sıkı diyetler bik bik bik diye konuşuyorum. Mayıs ayından bu yana bünyeme 15 kilo kazandırdım, büyük bir başarıya imza attım diye ekledim. Suratında şaşkın bir ifade var. Sanırım ilk kez bu kadar hızlı kilo alan birine rastladı. Sonra birden gülümseyerek, bu kilolar yerleşmemiştir, daha kolay verebiliriz dedi. -iz sözcüğüne takıldım, canım sen 15 kilo versen yok olursun. Maşallah 1.75 boy, 54 kilo manken gibisin :) Pek sevdim kendisini yalnız olmadığımı ifade etti diye gerçek dünyaya döndürdüm kendimi, birlikteyiz bu süreçte :)

Beslenme alışkanlıklarımı sordu. Ben sabah kahvaltı yapmam, öğlen şirkette dışardan yerim, akşam eve gelmem 9-10′u bulur o saatte ne yersen o işte. Birde devamlı bilgisayar başında hareketsiz bir bünye… Kısaca bu beslenmeye kim olsa kilo alır, kilo almak isteyen varsa benimle 1 ay yaşasın 10 kilo garanti… Ama şu var, arada abur cubur yemem, ara öğün denilen öğünde acıkmam, çok çok arada kan şekerim düşer saat 16-17 gibi elmalı biskrem yerim :) Ben düzenli beslenmeye alışmak istiyorum, bu böyle olmayacak diye noktayı koydum.

Kendimden ummadığım kadar çok konuştum, çenem düştü. 1,5 saat aptal gibi beklememin ve içimde ne varsa dökeyim, hemen versin listemi çıkayım bir daha buralara gelmeyim düşüncemin etkisi olabilir.

İçeri bir odaya geçtik, boyumu ölçmek için mengene gibi birşeye soktu beni, ben boyumu biliyorum; bir küçük pigmeyim dedim kendisine… Ehh tabi hatun 1.75 yukardan bit kadar görüyordur beni. Birde ayağında topuklularla 1.80 olmuştur rahat :)

Sonra listemi çıkarttı. Sabah kahvaltısında; söğüs domates salatalık var bilindiği üzere, ben hemen bikledim. Şimdi bu mevsimde bunlar hormonlu, kanserojen diye… Maydonoz, biber, roka vs. önerdi bunun üzerine. Birde 2 ceviz dedi hiç sevmem, şekli beyin gibi yiyemiyorum ben onu dedim, 3 fındık 1 badem öyleyse dedi. Kuruyemişi sevmem ki dedim. Ne uyuzum ben değil mi? Ama haksız değilim, hani diyet listeleri yaşa, kiloya, hastanın ihtiyacına göre hazırlanıyordu. Sabah kahvaltı yapmayı kabul ettiğime şükretsin bi kere :) Diğer öğünlerde sorun yok, ne derseniz yaparım dedim :)

Egzersiz, liste, benim sorularım, herşeye kulp takmam derken 1 saati geçti görüşme. Bu süre boyunca güleryüzünü eksik etmedi. Kilo da verdirebilirse tavsiye edeceğim bir diyetisyen olacak kendisi…

Posted in Kişisel Tarih | 10 Comments »

  • Arama

  • Destek