Archive for April, 2008

27th Apr 2008

Gelişmeler

* Hastalağım geçti geçmesine de arada baş dönmeleri bıraktı. Bu baş dönmesi fobi halini aldı bende :(

* Tuvalet konusunda bir gelişme yok, dört usta aradık dördü dolu müsait zamanlarında gelecekler… Ustalarla çalışmayı sevmediğimi söylemiştim değil mi? Bu yüzden evi kendim boyar, ufak tefek tamiratı kendim yaparım. Bu işten anlayabileceğime inansam giyeceğim tulumu dalacağım tuvalete; ama ters birşey yapmaktan korkuyorum :D

* Bir haftadır deli gibi uyuyorum, 12 saat uyuyorum yetmiyor arada 3-5 saat uyuyorum. Kedileri geçtim uyku konusunda…

* Haftaya Cumartesi Ceca’nın kuzeninin düğünü var. Kınaya da katılabilmek için Çarşamba Antalya’ya gideceğiz, yol gözümde o kadar büyüyor ki anlatamam. Kulağımdan dolayı 1 sene uçağa binmem yasak, senem dolmadığından uçağa da binemiyorum. Üstelik şu sıralar uçak fiyatları otobüsten daha uygun. AnadoluJet‘ten haberiniz yoksa, haberdar edeyim sizi…

* Düğün için kıyafet alışverişi yapmamız lazım. O alışverişte gözümde büyüyor. En fazla 4 saat giyeceğim birşeye dünyanın parasını verme fikrinden hiç haz etmiyorum. Erkekler ne şanslı bu konuda giydikleri takım elbiseleri günlük hayatta kullanabilirler, kadınların abiyeleri giyme şansı düğünden düğüne…

* Kuaföre gidip saçlarımı boyatmam, kaşlarımı toparlatmam lazım. Kuaför koltuğunda o kadar saatin nasıl geçeceğini düşünüyorum.

* Tüm bunların Salı akşamına kadar halledilmesi gerekli. Şimdi tarihe baktım da 2 günümüz var. Nasıl yetişeceksek :D

* Antalya’da iyi bir kuaför bileniniz var mı?

Posted in Kişisel Tarih | 4 Comments »

23rd Apr 2008

Komşu

Dün alt kattaki komşumuz kapımızı çaldı, hayırdır diyerek kapıyı açtık. Tuvaletiniz akıtıyor, duvarlar inecek ev başımıza yıkılacak diye şikayetini dile getirdi. İndik baktık rahat 3-5 aydır akıtıyor, duvar mahvolmuş. Eee teyze niye söylemedin bugüne kadar dedim. Akar geçer dedim, sizin rahatsız etmek istemedim dedi. Saflık mı, iyi niyet mi, kötü niyet mi bilemedim.

Usta çağırdık, usta nerden ne aktığını anlamadı. Önce şuraya şöyle, buraya böyle yaparız olmadı fayansları kırıp borulara bakarız. Bu akıtma işi pis iş, neden niye anlamak zor dedi çıktı işin içinden… Hiçbir iş yapmadan gitti. Başka usta gelsin diye bekliyoruz. Umarım nerden aktığını bulmak adına tuvalet ve hemen bitişiğinde olan banyoyu kırıp dökmeden halledebilirler.

Posted in Kişisel Tarih | 4 Comments »

21st Apr 2008

Öhhööö Öhööö Öhhhööö

Bu yazımda gribim demiştim. Değilmişim, dün anladım ki grip korkunç acılı birşeymiş. Benimki basit bir soğuk algınlığıymış. Tabi bünye soğuk algınlığını atlattı atlatmasına ama 2 gün önce gribi hediye etti. Öksürük, baş ağrısı, ateş, eklem ağrısı, burun akıntısı, burun tıkanması, geniz akıntısı, öksürürken göğüs acısı hepsi bir arada…

Cuma gününden beri doktora gitmeye direniyordum. Doktorlarla arama mesafe koymaya karar vermiştim, maalesef Cumartesi günü 40 derece ateş ile acilde gittik. Değil yürüyebilmek, gözümü açamıyordum. Öksürmekten helak düşmüş, hırık hırık nefes alır hale gelmiştim.

Ateş ölçümü, muayene derken esprili bir doktor düştü şansıma… Ooo dedi görür görmez, grip olmuşsunuz siz. Bu mevsimde nasıl başardınız grip olmayı dedi. Valla özel birşey yapmadım dedim. Serum, 3 iğne, 2 ilaç derken gözlerim açılmaya ateşim yavaş yavaş düşmeye başladı.

Gribin bir ilacı yok. Ağrı kesici, ateş düşürücü, bol sıvı alıp dinleneyeceksiniz dedi. Öksürükten öleceğim dedim. Öksürüğü kesmeyelim o vücudun savunma mekanizması dedi. İçim dışıma çıktı öksürmekten…

Bahar mevsimi grip olmak pek fena… Tüm hastalara acil şifalar diler, dinlenmeye geçerim.

En kısa zamanda görüşmek üzere…

Posted in Kişisel Tarih | 9 Comments »

12th Apr 2008

Yeni çıkan kimi ürünleri denemek gibi bir zaafım var. Bu zamana kadar iyi, kötü bir çok ürün dememiştim; ama hiç biri bunun gibi değildi. Kötü dediğim ürünün bile kullanılabilir, tüketilebilir bir yanı vardı. Bu ürünün ise tüketilecek bir yanı yok. Çaydan ziyade tozlu su içiyormuşsunuz gibi… Demlemeden önce yıkamayı denedim olmadı. Tozlarından ayrışsın diye elemeyi denedim çayın %80′i elendi.

Hayatımda çayın dibinde bu kadar tozcuğu ( yalnız dikkat çay parçacığı değil, tozcuk ) bir arada görmemiştim. Çayı doldurmadan bir tülbentle süzmediğim kaldı.

Posted in Kişisel Tarih | 8 Comments »

11th Apr 2008

ÇOCUK İSTİSMARINI DURDURUN !!!

Mimin konusu; çocukluğunuzdan hatırladığınız ilk şarkı ve şu anda dinlediğinizde hissettirdikleri…

İlk aklıma gelen;

Mini mini bir kuş donmuştu
Pencereme konmuştu.
Aldım onu içeriye cik cik cik ötsün diye
Pırpır ederken canladı
Ellerim bak boş kaldı….

Küçükken söylerken de şimdide gözümün önünde minik bir serçe beliriyor. Minik serçe umut gibi, sevgi gibi, mutluluk gibi… Büyüyünce çocuk saflığımız kalmadığında mıdır nedir kuşun gitmesi ile birlikte şimdi içimi hüzün kaplıyor. Sanki tüm o saf duygular gidiyormuş gibi… İnsan büyüdükçe küçücük bir kuşa ne kadar anlam yüklüyor.

Mim için Pınar‘a teşekkür ederim.

Bende Beril ve Çilek‘i sobeliyorum.

Posted in Kişisel Tarih | 4 Comments »

10th Apr 2008

Yeni bir macera

Şimdilik tek dikebildiğim kırlent ve masa örtüsü gibi dikişi son derece kolay olan şeyler… :)

Detaylar dikişten fırsat bulunca… :)

Posted in Kişisel Tarih | 4 Comments »

  • Arama

  • Destek