Archive for February, 2009

27th Feb 2009

İşitme Kayıplılar için Türkçe Filme Türkçe Altyazı Projesi!

 

Sevgili Delfina, yazdıklarıyla ve yaptıklarıyla beni kendisine hayran bırakan bir blog yazarı. İşitme Kayıplılar için Türkçe Filme Türkçe Altyazı Projesi ! ise yaptıklarından sadece biri. Bu projeye destek vermek isterseniz, Delfina’nın dediği gibi yapmanız gereken ise sadece;

 

“…bu projeyi blogunuzda yayınlayarak herkesin haberdar olmasını sağlamak.Toplumsal duyarlılığınızı gösterebileceğiniz bu davranışla,böyle birşeye ihtiyaç duyan işitme kayıplılara sizler de ulaşın.

 

Eğer blogunuz veya siteniz yoksa üzülmeyin.Mail grubunuzda bu yazımı dolaştırırsanız emin olun ki binlerce işitme kayıplı çok sevinecektir,çok mutlu olacaktır…”

 

Benim ise eklemek istediğim, projeyi sitenize küçük bir banner olarak koyup, bu konunun sayfalar arasında yok olmasını önlemeniz…

Posted in Kişisel Tarih | 8 Comments »

16th Feb 2009

Blog Ödülü

 

Sevgili Engindeniz, beni bu ödülle çok mutlu ettin, çok teşekkür ederim. :)

 

Ödülün 3 kuralı var;

 

1. Seni ödüllendiren blog yazarının linkini vermek.
2. Bu ödülü başka 7 blog sahibine linklerini vererek göndermek.
3. Seçilen blog yazarlarını durumdan haberdar etmek.

 

İşte ödülün yeni adresleri :)

 

- Magissam

 

- Ece’nin Balkonu

 

- Miss Çilek

 

- Çilekli Pasta

 

- İşitme Kaybı

 

- Evren 

 

- Sasha

 

Edit: Dün işlerin yoğunluğundan ödülü iki kişiye haber verebilmiştim. Bugün haberci olarak yola çıktım ki o ne listemdeki hemen hemen herkes önceden ödül almış zaten… :(  

Posted in Kişisel Tarih | 19 Comments »

09th Feb 2009

Pazar düşüncesi…

İki haftanın yorgunluğunu atacak kadar uzun bir uykunun ardından uyandım. Salına salına kahvaltı hazırladım, ardından uzun uzun gazeteleri okudum… Sonrasında biraz temizlik yapıp, çamaşırları yıkadım. Akşam yemeğimizi hazırladım, sohbet ede ede yemeğimizi yedik. Ben bulaşıkları makinaya yerleştirirken, Ceca film izlemeyi önerdi. Ayaklarımızı uzatıp keyif içinde filmi izledik.

Buraya kadar herşey normal, bu sırada ara ara çocuklar sonrası evdeki sessizlikten konuştuk. Bu noktada çocuk sahibi olma düşüncesi aklımı iyiden iyiye yormaya başladı. Düşüncelerimi buraya yazmak için bilgisayarın başına geçtiğimde, her zaman ki gibi ilk iş Magissam neler yazmış bakayım dedim. Kalp kalbe karşımı denir, ne denir bilinmez; Magissam hislerime tercüman olmuş, ben ne yazacaksam hemen hemen hepsini yazmış.

Başından kötü bir gebelik tecrübesi geçen biri olarak, şunu biliyorum ki hiç dokunmadığın, kucağına almadığın, emzirmediğin bebeğini bile seviyorsun, hemde çok seviyorsun. Zaten annelik normal bir durum değil. Koyubeyaz hep der ki; “Annelik yarı delilik…” Hiç tanımadığın birini ilk günden koşulsuzca sevmek, onun için endişelenmek, büyüdüğünde bile hala gözünde bebek olması gerçekten delilik… Peki bu sevgi herşeye yeter mi?

Korkularımdan biri parmak kadar bebeğe yetememek, durmadan acıkan, altını pisleten, ağlayan bir bebek benden neleri alır götürür bilemiyorum. Sevgisi çok büyük tamam; ama benim gibi rahatına düşkün biri bir bebeğin sorumluluğunu nasıl alır orasını kestiremiyorum. Mesela bu pazar yatakta bir o yana bir bu yana devrilip uyumalar, salına salına kahvaltı hazırlamalar, kocayla uzanıp film izlemeler anılarda kalınca ben ben olmaktan çıkar mıyım diye korkuyorum. Üstüne birde şu lohusa depresyonu denilen durumu uzun süre yaşarsam diye çok korkuyorum. Tamam annelik hüznü vs.si yaşanıyor bir dönem, kabulüm ama ya bu süre uzarsa ??? O zaman ne yaparım, o parmak kadar bebek ne yapar ? Geceleri uyanamazsam ?

Hadi diyelim ki bunları bir şekilde hallettim. Bir insan yetiştirmenin hakkını verebilir miyim ? Fazla mı özgür bırakırım, fazla mı sıkarım ? Sorduğu sorulara nasıl yanıt verebilirim ? Nasıl bir birey olmasını sağlarım ? En büyük korkularımdan biri mutsuz olması… Ceca bu konuda; “Ne sümsükler çocuk yetiştirmeye cesaret ediyor, sen mi çocuk yetiştiremeyeceksin.” dese bile bu beni rahatlatmıyor. Ya o sümsüklerden biriysem/olursam ?

Posted in Kişisel Tarih | 18 Comments »

06th Feb 2009

Sabah

Sabah 7′de uyandım. Kahvaltıyı hazırladım, hep birlikte kahvaltı yaptık. Çocuklar yuvalarına geri dönüyorlar, ben çayımı aldım, işler başlamadan sessizliğin tadını çıkartıyorum. :)

Önceden bahsettim hatırlamıyorum. Günün en sevdiğim zamanları sabah uykuyla uyanıklık arası olan şehrin sessizliği… Pazar günleri ise, sessiz sakin ütü yaparken, ütünün buhar tuşuna basınca çıkan ppoooofff sesini seviyorum. Biliyorum çok garibim.

Posted in Kişisel Tarih | 7 Comments »

05th Feb 2009

!!!

Çok sinirliyim !!!

Posted in Kendime Not | 12 Comments »

03rd Feb 2009

Tavuk

Günlerdir mutfaktan çıkmıyorum ya, yeni yeni yemekler deniyorum. Bunlardan biri kendi halinde usulcacık pişen, zahmetsiz fakat lezzetli susuz tavuk… Tarifi aylar önce Biyonikkedi‘de okumuştum. Cuma günü ne yapsam diye düşünürken, kendi halinde tıngır mıngır pişen bu tarif aklıma geldi. Ben tavuk budu pişirdim ve tarife ek olarak pişme süresinin yarısında salça ekledim. Çelik tencere yerine teflon tencere kullandım. Pişme sonunda pek su kalmamıştı, ama harika bir yemek ortaya çıktı. Tencereye yemeği koyuyorsunuz ve bir saat keyfinize bakıyorsunuz. Çevir, karıştır derdi yok. Üstelik yiyenler çok emek harcadığınızı zannediyor :)

Posted in Yedik Bitti | 6 Comments »

  • Arama

  • Destek