Archive for March, 2009

29th Mar 2009

.

 

 

On gündür bir koşturmaca, heyecan, stres ve sinir içinde yuvarlanıp gidiyorum. Klasik yaşam halleri…

Kriz nedeniyle işlerin tadı tuzu olmadığından eve sardırdım iyice… Evde çok eşyamız varmış gibi geliyor, bir dalıp hepsini atmalıyım diyorum. Atma işlemine başlarken; bir bakıyorum aslında doğru düzgün birşeyimiz yok, depolama sorunumuz var. Banyo minicik; çamaşır makinası sığmıyor o derece, hal böyleyken banyo dolabı koca bir hayal… Dört katlı cam bir zımbırtı var, üzerindekilerden sağa sola yalpalıyor garibim… :) Çamaşır makinası koridorda zebellah gibi bir dolabın içinde gizli. Deterjan, ıvır zıvır da aynı dolabın içinde. Bir haftadır içini düzenleyeceğim, fırsat bulamadım. Kedilerin odası yine yine yine elden geçti, bu hali en son haline göre kat kat iyi oldu. Kütüphanenin temizlenmesi gerekli; ama gel gör ki kitaplarımdan birine bile kıyamıyorum. Üstüne Ceca’nın bilumum programcılık, hukuk, tarih kitabı eklenince kütüphaneden çok, koca bir kitap yığını gibi duruyor. Sağda solda dizi dizi duran kitapları saymıyorum bile.

Şuan için tek yol belli bir yer seçip oraya göre kocaman bir dolap yaptırmak, o da benim işime gelmiyor. Bulunacağı yere göre dolap yaptırmak kısıtlayıcı bir seçenek, öylesi bir dolap bıraksan yüzyıl yerinde durur. O da benim işime gelmez.

Ev ve depolama sorunuma milyonuncu kez değinip, hala bir çözüm bulamayan bir şahsiyet olduğumdan kendimi kınıyorum. Oysa ne kadar yaratıcı ve çözüm odaklı biriyim…

Eve sardırıp kendime sardırmamak olmazdı, hemen kuaföre koşmasam kadınsı depresif hallere çözüm yönümden şüphe ederdim. Hayalim saçlarımı kahverengi/kumral gibi bir renk yaptırıp saadete ermekti, olmadı. Saçımın kırmızı ve yeşil renginden dolayı üç saatlik bir macera yaşadım. Önce uçlardaki tüm yeşillerin gitmesi için upuzun saçlarımla vedalaştım, sonra rengi açılan saç, iğrenç bir sarı oldu. İlk 15 dk. çektiğim acı cabası… baktım renk bu kadar açılmış, acının alası çekilmiş, bari sarı yapalım dedim. Demez olaydım, aynı aşağıdaki gibi oldum.

 

 

 

Görenler yakışmış dese bile, kibarlıktan dediklerini düşünüyorum. Yalnız o kadar kişi yakışmış diyince bende mi bir sorun var diye düşünüyorum. En iyisi anneanneme sormak, en dürüst yorumu yapacak tek kişi. Şimdi şehirdışından gelmesini beklemeli ve bu sırada değişiklik iyidir diyip; kendimi avutmalıyım :) Tek derdim saçım olsun, öylesi ihtiyacım var ki etten püften şeylere kafayı takıp, kendimi oyalamaya.

 

 

 

 

 

 

Posted in Kişisel Tarih | 6 Comments »

19th Mar 2009

Üşüdüm

 

Dün balık kızartmıştım, önceki kızartmadan ders almamışım ki yine koktu yapıştı kaldı mutfağa… Balığı çok severim, kokusundan rahatsız olmam; ama o koku siniyorsa hoşlanmıyorum. En iyisi fırında yapmak… Havalandırdım, spreyler sıktım olmadı. Kapı pencere açık; dolapları silmeye, mutfağı kırklamaya başladım. Canım çıktı, koku çıkmadı.

 

Sabah boğaz ağrısı ile uyandım, hemen adaçayı içtim. Boğaz ağrısının ilk anlarında adaçayı beni çok rahatlatıyor. Günü adaçayı ve bilumum sıcak içecekle tamamladıktan sonra akşam bir üşüme ile titremeye başladım. Hayatımda bu kadar üşüdüğümü hatırlamıyorum. İki kat atlet, bir yün atlet, kazak, hırka, yorgan battaniye, bir sıcak su torbası ile kalorifere yapıştım. Yetmedi klimayı açtım, Ceca bunalmaya başladı U.foyu istemeye yüzüm olmadı. Sırtım üşüyor, ayaklarım ellerim buz kesmiş. Kan şekerim mi düştü diye çikolata yedim. :) Yok, içimin üşümesi geçmedi. Bir saat sonra yavaş yavaş ısınmaya başladım.

 

Hala hafif hafif üşüyorum. Hastalanmamam gerek, bu durumda önleyici her türlü öneriye açığım. Ne yesem, ne içsem vücut direncim artsa ???

Posted in Kişisel Tarih | 18 Comments »

07th Mar 2009

:(

Yazmak zor……….

Posted in Kişisel Tarih | 6 Comments »

05th Mar 2009

.

 

Bir şişe ahududu şarabını, meyve suyu niyetine içtim; iyi geldi.

Posted in Kendime Not | 10 Comments »

02nd Mar 2009

Değişim

 

Perşembe gününden itibaren Beril’e ev arıyoruz. Cumartesi gününü e.mlakçılarla, ev ev dolaşarak geçirdik. E.mlakçıları yakından tanıma fırsatı buldum. Okuyacağınız diyaloglar birerbir gerçektir.  :)

 

( Emlak ofisinin nerede olduğunu bir türlü bulamayan kurbanlarımız emlak ofisini ararlar. )

 

Zeynep: İyi günler, ofisinize gelmeye çalışıyoruz. X marketin önündeyiz. ( bölgenin merkezindeki bilinen bir market )

 

E.mlakçı: Tamam, şimdi oradan güney doğu yönünde gidin. Sonra batı istikametinde devam edin.

 

Zeynep: Beyefendi, ben yanımda pusula taşımıyorum. Siz sağ, sol diye tarif edin lütfen.

 

Bir diğer em.lakçı bulma çabamız ise şöyle;

 

Beril: İyi günler, ofisinize gelmeye çalışıyoruz. X marketin önündeyiz. ( bölgenin merkezindeki bilinen bir market )

 

E.mlakçı: Buraya doğru gelin.

 

Beril: Orası neresi ?

 

Bunun üzerine sinirden gülmeye başladık. Neyse ki sonunda ofisleri bulduk, evleri gezdik. Maşallah e.mlakçılar ev sahibinden fazla evi sahipleniyor. Bir tanesi evin boyasını biz yapalım, hem istediğimiz renge boyarız diyince panikle olmaz dedi. Ben tek kaş havada neden diyince ev sahibine sormak gerek diye geçiştirdi. Evi gezerken zaten devamlı onu sormak lazım, bunu sormak lazım dedikçe içim şişti. Çık Beril, çık dedim. Utanmasa evde yürümek için bile ev sahibinden izin almanız gerek diyecekti. Birde bunları söylerken ev kendi eviymiş gibi büyük bir tutku ve heyecanla konuşuyordu ki ev kendinin diye şüphelendim.  

 

Eve geldiğimizde yorgunluktan parmağımızı kıpırdatamıyorduk. Zaten Beril 9′da uyudu kaldı. Bende 10 gibi Beril’i uyan diye dürterken sızmışım. :)  Arada uyandım, Beril’i yatağına yatırdım, yatırırken su isterim, iyi geceler öpücüğü isterim, üstümü ört isterim diyince uykum kaçtı. Bu kadar erken uyuduğu için sabah erkenden kalkan Beril, bize hoş bir sürpriz yaptı.

 

 

Böylece Pazar günü Beril’in hazırladığı mükemmel kahvaltıyla güne başladık. Herşey harikaydı.

 

 

Kahvaltı sonrası tekrar yollara düştük. Birkaç yer daha gezdikten sonra, baktık sinirlerimiz iyice bozuluyor, eve dönüp film izledik.

 

Yeni yeni taktikler geliştirip ( pusula almak vb. ) öyle yola çıkmayı düşünüyoruz.

Posted in Yedik Bitti | 8 Comments »

  • Arama

  • Destek