Archive for June, 2009

26th Jun 2009

____

İstanbul’un sürprizlerini seviyorum. Bir dönemeç sonrası karşıma çıkan manzaralara karşısında aptallaşmayı seviyorum.

Birkaç dönemeç sonra tekrar sürpriz yapmasını seviyorum.

Gökyüzüne baktığımda gördüklerimi seviyorum.

Küçücük çay bahçelerini seviyorum.

Yepyeni dostlar kazandırmasını, metrosunda kaybolup, sonunda yemeğe ulaşabilmesini seviyorum. Bunu saymam Magissam, daha yiyeceğimiz çok yemek ve hiç etmediğimiz sohbetlerimiz var.

Posted in Kişisel Tarih, Yedik Bitti | 4 Comments »

17th Jun 2009

Hayat bu ya…

Yoğunluktan başımı kaldıramıyorum. İş yoğunluğu değil ( inşallah işimizde maddi anlamda bu kadar yoğun ve güzel sürprizlerle dolu olur ); hayat pek yoğun şu günlerde…

 

* Öncelikle Ceca’nın kız kardeşi nişanlandı. Antalya’da günler çabuk geçti. Temmuz’da nikah var, bir ömür boyu mutlu olsunlar. :)

 

* Beril, süper düper bir eve taşındı. Eşyaları 1,5 gecede toplayıp… Evi iki günde yerleştirdik. Ohhh artık içim rahat, benim minik burunlum istediği gibi bir evde yaşıyor. Ev bulma ve taşınma hikayesi çok komik, Beril yazsın yayınlayacağım. Onun gözünden okunsun istiyorum :)

 

* İki hafta önce İstanbul’da bir düğüne davetliydik. Haftalar öncesinden Magissam ile buluşma günü ayarladık. Ben aklımdan bin ton hayal kurdum. Eve geldim, Ceca iş çıktı, gidemiyoruz dedi. Omuzlarım düştü bir anda, ama ne yapalım bizim işin cilvesi bu. Bekle Magissam, bu haftasonu inşallah geleceğiz. :)

 

* Son 20 y.aş dişimi çıkartıyorum. Pek sancılıydı, çekeceklerdi. İlaç verdiler, böbreklerim şaşkına döndü. Çekim, ilaç herşey bir anda durdu. Şimdi Ür.oloji ziyaretlerimiz var. Düzenli kullandığım ilaçları da kestiler. Sıkıntım arttı, ama ilginç bir biçimde sakinim. Panik hallerimden kurtulmama yoruyorum.

 

* Midem de pek iyi değil. Kendisinin bir çöp kutusu olduğunu düşünüyordum, değilmiş demek ki :) O konuyu biraz oluruna bıraktım.

 

* Tontişim ( anneannem ) evde düştü. Çok şükür; kırık veya çatlak yok. Ağrısı, sızısı çok fazla. Minik ve tombiş ayağının en kısa zamanda iyileşmesini, bıdır bıdır evin içinde dolaşmasını diliyorum.

 

* Tahlil için hastaneye gittiğimde bu zamana kadar ki en pozitif, en iyi, en işini seven bir hastane çalışanı ile karşılaştım. Üstelik idrar numunelerini alıp, bir kaptan diğerine aktarıyor, bir sürü soru soruyordu. İşini sevmek bu olsa gerek. O kadar pozitifti ki, elimdeki iki kap dolusu resmen kan halindeki idrara ( iğrencim biliyorum, ama adamın etkisini başka türlü anlatamam ) şaşkınlık ve korku ile bakarken, konuşması, tavrı beni o kadar rahatlattı ki. Şimdi düşündükçe bile bir huzur doluyor içime. Hastane çalışanlarını özel seçmeleri gerektiğine inanan ben, bir kez daha bu fikrimin ne kadar doğru olduğunu gördüm.

 

* Canım deli gibi karpuz istiyor. Güzel bir karpuz bulamadık. Hepsi kelek çıktı. Şöyle buz gibi, kütür kütür bir karpuz yok mudur bu sene ??? Yazarken ağzım sulandı.

 

* Haftaya Ceca’nın kız kardeşi eşyaları toparlamaya geliyor. Bir sürede daha yokum. Sonrasında belki bir Antalya yolu gözükür. Git gel oyalanırım. Sonrasında düğün telaşı… Bu tombalak halimle nasıl bir kıyafete sığabileceğimi merak ediyorum :)

 

* Tabi bu yazıyı yazana kadar vakit geçti. Böbrekler iyi şükür, antibiyotiklik bir durummuş.

 

Hayatım bu sıralar çoğu insanın ki gibi işte, bir sevinç, bir hüzün, bir heyecan, bir telaş geçip gidiyor.

Posted in Kişisel Tarih | 8 Comments »

  • Arama

  • Destek